
|
|---|
Hamilelikte Sakıncalı Durumlar Ve Doğru Bilinen Yanlışlar Neler?...
:::Saç boyatmak , kahve içmek, teknolojik aletler kullanmak, ev işi yapmak gibi gebelik sürecinde anne adayında endişe yaratan durumların gerçek etkileri neler? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alper Mumcu, hamilelik süreci boyunca kaçınılması gereken ve kaçınılmasına gerek olmayan durumlarla ilgili olarak anne adaylarını bilgilendirdi. |
![]() |
:::Hamilelik sırasında normal ev işi yapmanın sorun olup olmayacağı en çok sorulan sorulardan birisidir. Kanama, yani düşük tehdidi olmadığı sürece hamilelikte ev işi yapmanın herhangi bir riski saptanmamıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta çamaşır suyu, kimyasal temizleyiciler gibi maddeleri uzun süre solumamak ve evi iyi havalandırmaktır.
| ÇAMAŞIR SUYU VE DİĞER DETERJANLAR :::Normal hamilelik süreci, son adetin başlangıç gününden sonra 208 gün ya da 40 hafta. Eğer doğum 37’nci haftadan önce gerçekleşirse, prematüre doğum olarak adlandırılıyor. Tüm hamileliklerin yüzde 10’u prematüre doğumla sonuçlanıyor. Bu doğumlar, yenidoğan ölümlerin yüzde 70’inden sorumlu. |
HAMİLE KALINCA EVCİL HAYVANDAN VAZGEÇMEK GEREKİR Mİ?
Prematüre bebeğin solunum sistemi, beyindeki sinir hücreleri, nefes alış verişini düzenleyen merkez, sindirim ve bağışıklık sistemleri tam olarak olgunlaşmıyor. Yoğun bakım ünitesindeki tedavilerde bu organların gelişimi sağlanmaya çalışılıyor. Bu kritik dönemdeki bakım, tam teşekküllü bir hastanede sağlanmadığı takdirde körlük, sağırlık, hareket bozuklukları, zekâ ve algılama sorunları yaşanabiliyor.
GÜVENLİK KONTROLLERİ, RÖNTGEN VE CEP TELEFONLARI
Güvenlik kontrollerindeki metal detektörlerinde oluşan manyetik alan manyetik rezonans (MR) uygulamalarındakinden kat kat daha azdır. Yapılan bilimsel çalışmalar, hamilelerde gerek bebeği değerlendirmek gerekse anne adaymdaki bazı patolojileri saptamak amacıyla yapılan MR incelemelerinin bebek üzerinde herhangi bir zararlı etkisinin olmadığını ortaya koyar. Üstelik özel kapıdan geçiş sırasında manyetik alana maruz kalma süresi MR ile kıyaslanamayacak kadar kısadır. Kısaca, binaların girişlerindeki kontrollerin bebeğiniz üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Ancak özellikle ülkemizde uygulayıcılar da dahil olmak üzere pek çok kişinin yeterli bilgiye sahip olmaması nedeniyle ve hamilelere karşı olan hassas yaklaşımın bir sonucu olarak hastane girişlerinde dahi görevliler bu kapılardan geçmek istemeyen hamilelere kolaylık gösterirler. Bu, gereksiz ve anlamsız bir yaklaşımdır. Ama yine de farklı olduğunuzu hissetmek için bu tarz bir yaklaşımın bir zararı yoktur. Bu tür bir kapıdan geçmek zorunda kaldığınızda hamile olduğunuzu söyleyerek ayrıcalık talep edebilir ve bunun tadını çıkarabilirsiniz.
Hamilelikte röntgen ışınları güvenli olarak kabul edilse bile yine de gereksiz yere ışın almamak için film çekilirken, karın üzerine kurşun gömlek konulması da önerilir. Cep telefonları son 15 yıl içinde hayatımıza giren ve bir anda günlük yaşantımızın olmazsa olmaz elemanlarından biri haline gelen teknolojik cihazlardır. Yaygın olarak kullanımı başladıktan sonra insan sağlığı üzerindeki olası etkileri konusunda pek çok araştırma yapılmıştır. Bu konu ile ilgili uyarıcı yönde bazı araştırmalar olmasına rağmen, cep telefonu kullanımına bağlı ortaya çıktığı kanıtlanmış bir yan etki saptanmamıştır. Günümüz şartlarında hamilelikte cep telefonu kullanımı güvenli kabul edilir. Cep telefonları çok düşük oranda mikrodalga elektormanyetik radyasyon salarlar. Bu radyasyon, röntgen ışınlarından ya da insanda kanser ya da doğumsal bozukluklara neden olan radyasyondan çok farklıdır. Çok düşük dozda olan bu radyasyon bebeğe herhangi bir risk yüklemez ve doğumsal anomali riskini de arttırmaz. Ancak unutulmamalıdır ki, 35 yaşın altındaki herhangi sağlıklı bir kadının doğum anaomalili bebek doğurma riski yüzde 3 civarındadır ve bu risk her türlü dış etkenden bağımsızdır, engellenemez ve azaltılamaz. |
| HAMİLELİKTE DİREKSİYON BAŞINA GEÇMEK GÜVENLİ Mİ? Hamilelik bir hastalık süreci değildir. Dolayısıyla düşük riski, erken doğum riski gibi fazladan bir risk olmadığı sürece normal yaşantıdan uzaklaşmak gerekmez. Araba kullanmak, doğal olarak kaza riskini de beraberinde getirir. Hamile olunsun ya da olunmasın bu risk her zaman vardır ve göze alındığı sürece de araba kullanmanın bir sakıncası yoktur. Ancak hamileliğin ilerleyen dönemlerinde reflekslerde ve karar verme hızında azalma olacağı dikkate alınmalı ve buna göre davranılmalıdır. Özellikle son 3 ayda araba kullanırken son derece dikkatli olunmalı, normal hız limitleri ve genel trafik kuralları asla göz ardı edilmemelidir. Unutulmaması gereken bir başka nokta ise, her ne olursa olsun, seyahat edilecek mesafe ne kadar kısa olursa olsun, mutlaka emniyet kemerinin bağlanması gerektiğidir. |
KAHVE, ÇAY VE BİTKİSEL İÇECEKLER…
İlk önce akılda tutulması gereken, kafeinin bir vitamin ya da besin maddesi olmadığıdır. Kafeinin hiçbir besleyici değeri yoktur. Yapılan çalışmalar, hamilelikte yüksek miktarlarda kafein alımının (günde 6 fincandan fazla kahve) özellikle ikinci 3 aylık dönemde düşükler başta olmak üzere düşük ile ilişkili olabileceğini gösterir. Hamile olmayan kadınlarda kafeinin asıl etkisi, kalp ve dolaşım sistemi ile sinir sitemi ve davranışlar üzerindedir. Hamilelik ya da emzirme süresinde alınan kafein, fetus ve yenidoğanda da benzer etkiler yaratır. Hamilelikte kafeinin yarı ömrü 11 saate kadar uzayabilir. Fetusta ise durum daha ürkütücüdür: 100 saat. Bu ne demektir? İçtiğiniz kahveden bebeğe geçen kafeinin yarısından fazlası 100 saat sonra bile, hala karnınızdaki bebeğin kanında dolaşır. Bebeğiniz ne kadar küçükse onun kafeini detoksifiye etme yeteneği de o kadar azdır.
Her zaman değil, ama aşırıya kaçmamak kaydıyla kafein içeren içeceklerin keyfine varabilirsiniz. Yapılan pek çok araştırma, hamilelik sırasında alınan az ya da orta düzeyde kafeinin bebek ya da anne adayına zarar verme riskinin düşük olduğunu gösterir. Orta düzeyde kafein (300-400 mg) günde 2-3 fincan granül kahveye denk gelir.
Kafein, tahmin ettiğinizden daha fazla maddenin içinde bulunur. Örneğin; çikolata ve bazı bitkisel çaylarda da kafein vardır. Bazı soğuk algınlığı ilaçları ile ağrı kesiciler de kafein içerir. Benzer şekilde alerji ilaçlarında da kafein olabilir.
Çay ve kahve gibi içeceklerin içerdiği kafein miktarı demleme ya da hazır olmasına ya da kahvenin türüne göre değişebilir. Bilinenin aksine, piyasada satılan pek çok meşrubatta da kafein bulunur.
Gün içinde aldığınız kafein miktarını bazı küçük değişikliklerle azaltabilirsiniz. Örneğin; sallama çay içiyorsanız poşeti suda 5 dakika yerine 1 dakika bekleterek kafein oranını yarı yarıya azaltmanız mümkündür. Bitkisel çay tercih ediyorsanız, mutlaka kutusundaki uyarıcı etiketleri kontrol edin. İçindeki kafein ve diğer maddelerin miktarını kutusunda yazmayan markaları tercih etmeyin. Bu şekilde hamilelikte kullanılması sakıncalı olabilecek katkı maddeleri içermediğinden de emin olabilirsiniz.